Ben Gideceğim Yere Her Zaman Bulunduğum Yeri Terk Ederek Ulaşırım

         Hâlâ her sabah winnie the pooh izlerim. Winnie'nin Christopher Robin ile olan bir konuşmasında " Ben gideceğim yere her zaman bulunduğum yeri terk ederek ulaşırım. " demişti. Ne de güzel dedi. Ben de bulunduğum yeri terk etmeyle başladım.
 Erasmus programına başvurdum. Sınavları geçtim ve sonuç Makedonya havaalanındaydım. İşin güzel tarafı yolculuğu tamamen tek başına yapıyor olmak. Önemli bir bilgi; Makedonya da 3 ay vizesiz kalma hakkına sahibiz. Lakin öğrenci olarak gittiğinizde vize şart. Yani öğrenciyim ve vizem yok derseniz tam olarak oradan bir U dönüşü yaptırmaları ihtimal. Fakat vize işlemleri uzun sürdüğü için ve okul dönemi başladığı halde vizem çıkmadığı için biraz kurnazlık edip balkanlar turuna çıkıyormuşçasına rezervasyonlarımı, gideceğim rotaları hep ayarlayıp turist niyetine ülkeye giriş yapmıştım. Artık Üsküp havası. Öyle ki Makedonya , Türkiye'nin yaklaşık 50 yıl gerisinde bir ülke izlenimi vermekte. Şehrin tam merkezinde bir köprü. Bir tarafı Arnavut bir tarafı Makedon. Iki adım atıyorsunuz ve konuşulan dil değişiyor. Inançlar değişiyor. Makedon tarafı Hristiyan, Arnavut tarafı Müslüman. Fakat şehrin her neresinde olursanız olun her yer heykel. Hatta bu açıdan tam bir heykel şehri de denilebilir. Üstelik Taş köprünün ordan akşam geçtiğinizde ışıklandırması ile ışıl ışıllık bir yana kulağınıza gelen klasik müzik büyülenmenize sebep oluyor. Taa ki Türk çarşısı tarafına geçene kadar. Eğer Üsküp'e geldiyseniz ve Türk çarşısı tarafına geçeyim bir şeyler yerim içerim derseniz mekanlarda duyacağınız müzik Tarkanla başlar. Kafelerde maçlar, Türk dizileri izlenir. Asla kendinizi yabancı bir yerdeymiş gibi hissetmezsiniz. Zaten o tarafta kiminle konuşayım deseniz elbet Türkiyede tanıdıkları vardır ya da sırf alışveriş için bile düzenli olarak gidip geliyorlardır. Heykel, müzik demişken asıl dikkat çeken resmi binaların beyaz oluşu ve üzerlerinde renkli fırlatılmış boyalar dikkat çeker. Öyle ki Makedonyada vatandaşlar yönetime protesto yapacakları zaman şehirde müzikler çalmaya başlar, herkesin elinde renkli toplar olur ve resmi binalara fırlatırlar. Bir ülkenin protesto şeklinin böylesi festival kıvamında oluşu ve sanatsal oluşunun verdiği şaşkınlıkla yazımı sonlandırıyorum.
Bulunduğunuz yeri terk edin ve gittiğiniz heryerde size fısıldayan bir ses olacak. Sessizce onu dinleyin.

Düşünceni Paylaş