Doğruluk - Gerçeklik Algısına Bir Bakış


      
felsefe-dogruluk-gerceklik-algisi-algi-bakis-aci-acisi

       Gerçeklik ve doğruluk birbirinden farklı kavramlar olup toplumsal ilişkilerimizde bu iki kavram arasında çoğu kez çatışma yaşanmaktadır. Bu yazımda biraz felsefi derinliği olan bu kavramları açıklayarak aralarında gerçekleşen kavram çatışmasını aydınlatmaya çalışacağım.

         Doğruluk türetilmiş bir kavram olup kişisel bakış açısına ya da kavrama ürettiğiniz yaklaşıma göre farklılık gösterebilir. Yani doğruluk aslında belirli sorgulamalar sonucunda ortaya çıkıp kavramsallaştırılmış bir durumdur. Örneğin ünlü bir tartışma da yoğurdun rengi beyazdır diyenlere karşıt siyahtır diyenler tartışmayı sonuçta kazanmıştır. Çünkü renkler belirli doğal betimlemeleler sonucunda oluşturulmuş, genel kabule dayandırılmış bir önermedir. Yani renklerin kabul anlayışını tersine çevirerek yaklaşan bir kesimin yoğurdun rengini tanımlamaları siyah olması doğruluk sorgusunu değiştirmesi sonucu oluşmuştur. Doğru sorgulanabilir hatta yeni kabullerle tersine çevrilebilir birşeydir. Doğruluk kavramı öncesi genel kabule dayanmış bir alt kavram karmaşası olduğundan doğru maddeyi tanımlamanıza göre değişebilir. Materyalist yaklaşıma göre herşey işleyen bir düzen ve düzenin evrilmesi sonucu oluşmuş bir yaklaşımla dünyayı ve hayatı tanımlamak mümkün iken, mistik yaklaşımlarda hayat ve dünyanın kendiliğinden değil bir yaratıcı tarafından oluşturulduğu olgusu vardır. Bu doğruluklar göründüğü gibi alt kavramın tezlerine göre değişiklik gösterebilir.

         Gerçeklik kavramı doğruluk kavramı gibi türetilmiş olamazlar ve bir kabule dayanmaz. Kişiselliğin dışına vuku bulan bu kavram kimsenin tezi ya da düşüncesine gerek duymaksızın zaten vardır. Doğruluk örneğinde olduğu gibi yoğurdu baz alacaksak rengini, şeklini, tadını, ismini vs. ne kadar farklı tartışmalar gerçekleşirse gerçekleşsin yoğurt madde olarak var olmaya devam edecektir. Ya da materyalist ve mistik düşünce varoluşun nasıl gerçekleştiği konusunda tartışa dursun, varolan düzen bir şekilde tanımlamalara bakmaksızın devam edecektir.

         Gerçek ve doğru birbiri yerine kullanılabilecek kavramlar değildir. Her gerçeklik bir doğruluktur fakat doğruluklar gerçeklikleri tanımlamaya yetmeyebilir. Bu kavramları entelektüel anlamda birbirinden ayırt ederek kullanmak, gerçeklik ve doğrululuk arasında ki çatışan durumları felsefi düşüncelerde doğru kavramak gerekmektedir.

       

Düşünceni Paylaş