Türkiye'de Ayrışma Siyasilerin Söylemlerinde Başlıyor


         Türkiye de özellikle seçim dönemleri geldiğinde siyasetin takınmış olduğu dil, ülkeyi yandaş olan ve olmayan olarak ayrıştırıyor. Oy pusulalarına göre kişiler düşünceleri dolayısı ile ya hain ya da vatan sevdalısı olarak tanımlanıyor. Ülke yöneticilerinin yegane vazifesi olan birlik ve beraberliğin tesisi, siyasi çıkarlar gereği düşünce ve fikir dünyasının ötekileştirilmesi ile zedelenmemesi gerekir.

         Siyasetin halkı seçimlerine göre kategorize etmesi bir tarafa kişilerin bağlı oldukları, inanç, toplumsal kabulleri ve hatta milli düşüncelerini dahi tahrip ediyor. Örneğin meydanlarda bir kesimi vatan haini olarak tanımlamak o kesime oy veren kimselerin de vatan hainliği ile yaftalanmasına, lekelenmesine sebep oluyor. Sadece kazanılacak seçim, kazanılacak bir kaç oy ve siyasi itibar için kendisine oy vermeye sıcak bakmayan kişileri bir takım söylemlerle ötekileşmek siyaset etiğinin de kişisel etiğin de bittiği noktadır.

         Gündemimizde bulunan 31 Mart yerel seçimleri için mitingler ve söyleşilerde bir araya gelen siyaset erkanımızın söylemlerini göz önüne aldığımda Cumhur İttifakını, Millet İttifakına ısrarla HDP'yi dahil eder söylemlerde bulunup, HDP siyasetinin kirliliği ve terör destekli olmasını CHP ve İP üzerine yakıştırılmaya çalışıldığı aynı zamanda ise resmen bunlara oy verecek olan seçmeni ise terör destekçisi gibi gösterildiği gözler önündedir. Sadece sormak isterim ülkenin %51'ini vatansever geri kalan %49'unu vatan hainiymiş gibi söylemlerde bulunmak ülkeyi ayrıştırmak değil midir? Varsayalım ki %49 kesim HDP var diye vatan haini, peki doğu ve güneydoğuda malum parti teröristler ile kamu varlıklarını devlet ve milletimize karşı kullanırken devletimizin iradesi ne yapıyordu? Haberleri yok muydu yada kandırılmışlar mıydı? Terörist cenazesine giden kişi yada gruplar kesinlikle bu ülkenin değerlerini çiğnemiş ve bir hain cenazesinde bulunması sebebi ile o hainden farkı kalmamıştır. Peki Oslo'da terörist ile aynı masaya oturan yöneticilerimiz bu halkın iradesiyle pazarlık yaparak milli manevi değerlerimizi çiğnememişler midir? 

        Yukarıda yönelttiğim soruları siyaset birbirine daha çirkin şekilde dile getirmekte ve karşıt taraf seçmenleri tamamen kutsal olarak tanımladığımız bayrak ve millet sevdalı vatanseverlik duygularımıza saldırmaktadır. İnsanların irade ve düşüncelerine bulundukları saflar neticesi ile bu gibi ithamlarda bulunmak, halkı gruplaşmaya ve karşıtlaştırmaya itiyor. Siyaset bulunduğu konum ve temsil ettiği makamlar sebebi ile birleştirici olmalıdır. Halkın birlik beraberliği idarecilerimizin iki dudağına mahrum edilmemelidir. Siyasetin dili makam ve koltuk değil 82 milyon, ay yıldızlı al bayrağın ve tüm vatan topraklarının kucaklayıcısı olmalıdır.

          

Düşünceni Paylaş